Altıntepe

Urartu egemenlik alanının batı sınırında, krallığa bağlı bir beyliğin yönetim merkezi olması açısından stratejik önemi vardı. En erken İlk Tunç Çağı`nda (MÖ 4. binin ikinci yarısı) yerleşildiği anlaşılan Altmtepe`de, en parlak dönem Urartu egemenliğidir. MÖ 600-585`te, büyük bir saldırı öncesinde terk edildikten sonra uzun süre yerleşilmedi. Ortaçağ`daki kısa süren Akkoyunlu yerleşimi sonrasında tümüyle önemini yitirdi. Urartu kentinin kuruluşu sırasında tahrip edildiğinden, çok az buluntu elde edilebilen İlk Tunç Çağı katlarından en alttakinde, Karaz keramiğinden daha eski parçalar bulundu.
Urartu kenti, iç içe iki sıra surla çevrilidir. Dış surların duvar kalınlığı 12 metredir. İri andezit bloklardan örülmüş olan surlar, sık aralıklarla yerleştirilen kulelerle korunmaktadır. İki yapı katından oluşan kentin, MÖ 8. yy`ın sonu ile MÖ 7. yy`ın başına tarihlenen I. katında, görkemli bir tapmak-saray ortaya çıkarıldı. Avlunun doğusunda özenle süslenmiş, tek kapıyla avluya açılan üç büyük oda kazıldı. Bu odaların, kült eşyalarının saklandığı mekanlar olduğu anlaşıldı.
Batıda bir koridor ile dört oda vardır. Bu bölümün önünde beyaz, siyah, kırmızı, yeşil nehir çakıllarıyla döşeli, üstü açık avlu yer alır. MÖ 7. yy`ın ikinci yarısına tarihlenen II.yapı katında, bir apadana ya da sütunlu kabul salonu ortaya çıkarıldı. Tapınak-sarayın güneyine rastlayan taş temel üstüne kerpiç duvarlı salon, 44x25,30 m boyutlarmdadır. Urartu beylerinin mezarları, tepenin güneydoğu yamaçlarında idi. Urartu sanatının ustalıklı örnekleri olan ölü armağanları, çok çeşitli ve zengin görünümlüdür. Buluntuların büyük çoğunluğu Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi`nde sergilenmektedir.
