Aya Yorgi

Adı Büyükada ile özdeşleşen ve yortu günü olan 23 Nisan tarihinde gerek Ortodoks ve gerekse de başka dinlerden pek çok insanın ziyaret ettiği bu kilise, bir rivayete göre Bizans imparatorlarından Nikefor Fokas tarafından 963 yılında inşa ettirilmiştir. Kilisenin hemen girişinde mum yakma kısmı var. Mumları gönlünüzden kopan birkaç kuruş mukabilince alıp karşılıklı olarak konulan alanlarda yakıyorsunuz. İçeride de ayrıca bir dilek kutusu var ki insanlar buraya sadece dileklerini yazıp atmakla kalmıyor bazıları öyle anlaşılıyor ki işi garantiye almak için kağıt paralar da atıyorlar.
. Halbuki yardım olarak verilen bu paraları kanaatimce dışarıda mum alırken paranızı attığınız madeni kutulara atmak daha şık bir davranış olur. Kilisenin içinde fotoğraf çekmek yasak. Ama dışındaki manzarayı çek mek serbest. Kır kahvesinde çayınızı yudumlarken Kaşık Adasının o eşsiz güzelliğini fotoğraflamayı unutmayın. Bacaklarınızda hala güç kaldıysa dönüş yolunda da yürümenizi öneririm. Küçük tur denilen yoldan dönecek olursanız ilginç enstantaneler yakalayabilirsiniz ki bunların arasında faytoncuların ikamet ettiği açıklık alan, Reşat Nuri Güntekin`in yaşadığı bina, birbirinden eşsiz ve insana iç geçirten ada köşkleri, Rum Ortodoks mezarlığı sayılabilir. "Yok yorulduk" diyorsanız dönüş yoluna binmekte sizin için ilginç bir tecrübe olacaktır.
Ada zaten bir fayton diyarı. Yalnız son yıllarda sayıları hayli artan bu ulaşım araçlarının yoğunluğu adanın bazı bölgelerinde yürümenizi ya da fotoğraf çekmenizi zorlaştırabiliyor. Yine de faytonsuz bir ada hayal dahi edilemez. Yorgun bacaklarla ada meydanına ulaştıktan sonra Ada vapurunu beklerken vücudunuzdaki tatlı yorgunlukla bir bardak sıcak çay yudumlamanın zamanıdır.
