Bursa Ulu Camii

20 kubbeli olup yaklaşık 8 bin kişi kapasitelidir. Bu kadar büyük olmasının güzel bir hikayesi vardır: At sırtında savaş meydanlarında gösterdiği cevvaliyet dolayısıyla Yıldırım lakabı ile anılan I. Bayezid Anadolu Türk Birliği`ni yeniden sağlamıştır, istanbul`u kuşatan ilk Osmanlı padişahı oydu. 1396`da Niğbolu`da büyük bir Haçlı ordusu ile karşılaşmış ve sert cereyan eden savaşın şiddeti ve dehşeti karşısında Allah`a dua edip niyazda bulunarak eğer zafer nasib olursa payitaht Bursa`ya döndüğünde yirmi cami yapacağını söylemişti. Zafer müyesser oldu ve padişah Bursa`ya döndü. Yirmi cami yapmaya niyet etti ancak damadı büyük veli Emir Sultan Hazretleri "Sultanım, yirmi cami yerine yirmi kubbeli bir büyük cami yapsanız, hem Cuma camii olsa ve mü`minlerin hepsi burada toplansa."diye düşüncesini beyan edince padişah işte bu yirmi kubbeli Ulu Camii`yi yaptırdı. Camide ilk hutbeyi Somuncu Baba diye bilinen Şeyh Hamid-i Veli Aksarayî okudu, ilk imam ise mevlid yazarı Süleyman Çelebi idi. Kesme köfekî taştan yapılmış olan bu caminin dört kapısı vardı. Caminin gündeydoğu köşesinde Hünkâr Mahfili`ne açılan kapı günümüzde kapatılmış durumdadır. Caminin iki minaresi vardır. Batı tarafındaki minareye iki ayrı yoldan çıkılabil-m ektedir.
Bursa Ulu Camii adeta bir hat müzesidir. Geleneksel hat sanatının en güzel örnekleri caminin duvarlarını süslemiştir. Ayetler, hadisler, şiirler, özlü sözler duvarlardan rrrüminlere en zarif bir formda seslenmektedirler. Kıble duvarında muhteşem hatların yanısıra Yavuz Sultan Selim tarafından Ulu Camii`ye getirildiği rivayet edilen Kabe örtüsü ile üç boyutlu Kabe resmi dikkat çekmektedir. Kıble duvarının en solunda hünkâr mahfili bulunmaktadır. Caminin ortasındaki on altı köşeli mermer şadırvan camiye apayrı bir güzellik katmaktadır. Rivayete göre Ulu Camii`nin yapıldığı yerde yaşlı bir kadının evi varmış. Kadın kendisine ne teklif edilirse edilsin evini vermeye razı gelmiyormuş. En sonunda evini biraz gönülsüz verdiği için burada namaz kılınmasın diye şadırvan yapılmış. 33`lük tespih gibi, 33 gözden su akıtır. Evliya Çelebi şadırvanın havuzunda türlü türlü balıkların yüzdüğünü nakleder.
Caminin minberi kündekâri sanatı ile (çivi-tutkal kullanmadan yapılan ve iç içe geçmiş parçalardan oluşan) yapılmış olup orijinaldir ve tam altı asır Ulu Camii ziyaretçilerini etkilemektedir. Şengül Hamamı: Ulu Camii`nin ana kapısından içinde iki şadırvan ve aralarında çok güzel bir çeşmenin olduğu kuzey avlusuna çıktığımızda bugün Gümüşçüler Çarşısı olan eski bir yapı çıkar karşımıza.
